İngilizce Whatsapp Durumu

İngilizce Whatsapp Durumları

It always seems impossible until it’s done. (Yapılana kadar herşey imkansız görünür.)

Find yourself and be that (Kendini bul, kendin ol)

Food, Water, Sleep, Love (Yemek, Su, Uyku, Aşk)

Nothing is possible …World itself say I m possible. (Dünya bile ben mümkünüm derken, hiçbir şey imkansız değildir.)

Life is short, So use whatsapp (Hayat kısa, o halde Whatsapp kullan.)

You can’t burn me (Beni yakamazsın.)

Burning in the ocean. (Okyanusta yanan.)

Freezing in the volcano (Volkanda donan.)

It’s good to be alive. (Hayatta olmak güzel.)

We become what we think about. (Üzerine düşündüğümüz şeyler oluyoruz.)

If you can’t convince them, confuse them. (Eğer onu ikna edemiyorsan, kafasını karıştır.)

Good girls are bad girls, who never get caught. (İyi kızlar hiçbir zaman yakalanamayan kötü kızlardır.)

I didn’t change, I just woke up. (Değişmedim, sadece uyandım.)

Silence is better than lies. (Sessizlik yalanlardan daha iyidir.)

Be what you want to be, not what other wants to see. (İstediğin şey ol, başkalarının görmek istediği değil.)

If “Plan A” didn’t work. Don’t worry; the alphabet has 28 more letters. (Eğer A planı işlemediyse endişelenme, daha 28 harf var. )

Do what is “Right”, not what is “Easy”. (Doğru olanı yap, kolayı değil.)

If opportunity doesn’t knock, build a door. (İmkanlar kapıyı çalmana olanak tanımıyorsa, kapı inşa et.)

I’m not perfect, I am original. (Mükemmel değilim, orijinalim.)

All girls are my sisters except you. (Tüm kızlar benim kardeşimdir, sen hariç.)

I am only responsible for what I say, not for what you understand. (Sadece sana söylediklerimle sorumluyum, senin anladıklarınla değil.)

I’m not arguing, I’m simply explaining why I’m right. (Tartışmıyorum, basitçe haklılığımın nedenini açıklıyorum.)

Before you judge me, Make sure that you’re perfect. (Beni yargılamadan önce mükemmel olduğundan emin ol.)

Accept who you are. Unless you’re a serial killer. (Seri katil olmadan, kim olduğunu kabul et.)

You can do anything, but not everything. (Herhangi bir şeyi yapabilirsin, fakat herşeyi yapamazsın.)

Nobody is perfect, but I’m nobody. (Hiç kimse mükemmel değildir, fakat ben hiç kimse değilim.)

Having one child makes you a parent, having two makes you a referee. (Bir çocuğa sahip olmak seni aile yapar, iki çocuk ise hakem.)

All my life I thought air was free, until I bought a bag of chips. (Hayatta hep havanın beleş olduğunu düşünürdüm, ta ki bir tane cips alana kadar.)

Sometimes you just need some space, to fart. (Bazen sadece boşluğa ihtiyaç duyarsın: osurmak için.)

At least mosquitoes are attracted to me. (Beni en azından sivrisinekler etkiliyor.)

I had a horribly busy day converting oxygen into carbon dioxide. (Bugün oksijeni karbondioksite çevirmek için aşırı derecede meşgulüm.)

The only thing I gained so far in 2014 is weight. (2014 yılında kazandığım tek şey kilom.)

Don’t steal, the government hates competition. (Çalma, hükümet rekabetten hoşlanmaz.)

You’re beautiful until your Photoshop 30 day trial has gone. (Fotoşopun 30 günlük deneme sürümü bitene kadar çok güzeldin.)

I never make the same mistake twice. Three, four times maybe. But never twice. (Hayatımda hiç aynı hatayı iki kez yapmadım. Üç, bilemedin dört. Fakat 2 hiç.)

They say that alcohol kills slowly. So what? Who’s in a hurry? (Alkol yavaşça öldürür diyorlar. Ee nolmuş? Kimin acelesi var ki?)

Weird is a side effect of awesome. (Tuhaflık mükemmelin yan etkisidir.)

If girls could read minds..Every second a man would get slapped. (Eğer kızlar düşünce okuyabilseydi, bir erkek her iki saniyede bir tokat yiyor olurdu.)

Think twice before you speak, you’d be able to say something more Insulting. (Konuşmadan önce iki kez düşün, daha aşağılayıcı şeyler söyleyen olabilirsin. )

I Was Born Cool, Global Warming Made Me Hot. (Buz gibi doğdum, beni küresel alarm ısıttı.)

Without ME, it’s just AWESO. (Bensiz yalnızca Aweso)

When in doubt, mumble. (Şüphedeyken, mırıldan.)

I don’t make mistakes, I date them. (Hata yapmıyorum, onları ileri tarihe atıyorum.)

Stop being a China product (Çin malı olmayı bırak.)

Try what you think you can be able to do (Yapabileceğini düşündüğün şeyi dene.)

In today’s world, the key to success is to delete your Whatsapp account! (Günümüz dünyasında, başarının anahtarı Whatsapp hesabınızı silmektir.)

Love doesn’t show up on an X-ray….but it’s there. (Aşk X-ray’de görünmez fakat oradadır.)

  • If you’ve never lost your mind, you’ve never followed your heart. (Eğer aklını hiç kaybetmediysen, kalbini asla dinlememişsindir.)
  • I love my job only when I’m on vacation. (İşimi yalnızca tatildeyken seviyorum.)
  • If you like me, then raise your hand, If not then raise your standard. (Eğer beni seviyorsan parmağını kaldır, yok sevmiyorsan, standardını yükselt.)
  • I am totally available! Please disturb me!  (Tamamen müsaitim, Lütfen beni rahatsız et!)
  • Silent people have the loudest minds. (Sessiz insanlar gürültülü zihinlere sahiptir.
  • I am a good boy with lots of bad habits. (Birçok zararlı alışkanlığı olan iyi bir erkeğim.)
  • Do more of what makes you happy. (Seni mutlu eden şeylerin çoğunu yap.)
  • Passion is the genesis of genius. (Tutku, zekanın kökenidir.)
  • Sometimes you succeed and other times you learn. (Bazen başarırsın, başka o zaman ise öğrenirsin.)
  • Don’t confuse having a career with having a life. (Kariyet sahibi olmakla , yaşam sahibi olmayı karıştırma!)
  • The road to success is always under construction. (Başarıya giden yol her zaman yapım aşamasındadır.)
  • Happiness does not buy you money. (Mutluluğu parayla satın alamazsın.)
  • So far, this is the oldest I’ve been. (Şimdiye tek, en eski bendim.)
  • Friendship comes when silence between two people is there. (Dostluk, iki kişi arasında sessizlik olduğunda, gelir.)
  • Experience is a good teacher, but she sends in terrific bills. (Deneyim iyi bir öğretmendir, fakat o öğretmen korkunç faturalar gönderir.)
  • First love is important but last love is very important. (İlk aşk önemlidir, fakat son aşk çok önemlidir.)
  • I liked things better when I didn’t understand them. (Onları anlamadığımda daha çok sevmiştim.)
  • She’s so fake. If you look behind her neck, I bet it says “Made in China”. (O çok sahte, iddiaya girerim, eğer boynunda “Çin Malı” yazıyordur.)
  • I’m not lazy, I’m just on energy saving mode. (Tembel değilim, sadece enerji tasarruf modundayım.)
  • The harder you work, the harder it is to surrender. (Ne kadar uğraşırsan, vazgeçmen o kadar zor olur.)
  • Whatever it is — I didn’t do it! (Her neyse, yapmadım.)
  • WhatsApp is using me! (Whatsapp beni kullanıyor.)
  • I am so poor that I can’t pay attention in class. (O kadar fakirim ki sınıfta dikkatimin bedelini ödeyemiyorum.)
  • I drink to make other people interesting. (Diğer insanları ilginç yapmak için içiyorum.)
  • My “last seen at” was just to check your “last seen at” (Son görülme tarihim sadece son görülme zamanını kontrol etmekti)
  • Every LOVE story is beautiful, but ours if my Favorite (Her aşk hikayesi güzeldir, ancak bizimki benim favorim.)
  • Every moment i spent with you is like a dream come true <3  (Seninle geçirdiğim her an, gerçeğe dönüşen bir rüya gibi.)
  • “And in her smile I see something more beautiful than the stars.” (Ve gülüşünde, yıldızlardan daha güzel şeyler görüyorum.)
  • Falling in love is only half of what I want. Staying in love with you till forever is the other. (Aşık olmak istediğim şeyin yalnızca yarısı. Seninle sonsuza kadar aşk yaşamak ise diğer yarısı.
  • I never really believed in magic until I saw you for the very first time. (Seni ilk görüşüme kadar gerçek manada büyüye hiç inanmamıştım.
  • “Love is what makes you smile when you’re tired.” (Aşk, yorulduğunda seni gülümseten şeydir.)
  • Never trust your heart because it’s on the right side. (Asla kalbine güvenme, çünkü o sağ yanındadır.
  • Love cures people, both the one who give it and the one who receive it- Dr. Karl (Aşk insanı iyileştirir: Biri onu alır, diğeri ise verir.)
  • Love isn’t complicated, people are. (Aşk değil, insanlar karmakarışıktır.)
  • Every time you texts me my cheeks hurt! I guess I smile too big.  (Bana her mesaj attığında yanaklarım acıyor! Sanırım kocaman gülümsüyorum.)
  • There’s only 1 thing 2 do 3 words 4 you – I Love You. 
  • You know you’re in love when you see the world in her eyes and her eyes everywhere in the world. (Dünyayı onun gözünde ve yine onun gözlerini tüm dünyada gördüğünde aşık olduğunu anlarsın.)
  • I want to run away with you. Where there is only you and me. (Seninle kaçmak istiyorum. Sadece senin ve benim olduğu yere.
  • When the angels ask what I most loved about life, I’ll say you. (Melekler hayatta en çok sevdiğim şeyi sorduklarında, senden bahsedeceğim.)
  • One Boy- Thousand Feelings (Bir adam, Binlerce düşünce.)
  • I want to be in your arms, where you hold me tight and never let me go. (Her nereye gidersem beni sımsıkı saracak ve gitmeme asla izin vermeyecek kollarına ihtiyacım var.)
  • If I could be with you in my dreams. I would never wake up. (Eğer rüyalarımda seninle olabilseydim, asla uyanmazdım.)
  • My night has become a sunny dawn because of you. (Gecem aydınlığa dönüştü, senin sayende.)
  • I love you yesterday I love you still, I always have…. I always will (Seni dün seviyordum, hala seviyorum, her zaman severim, seveceğim.)
  • Kiss me, and you may see stars, love me and I will give them to you. [Beni öp, yıldızları görebilirsin; beni sev, senin için onları (Yıldızları) vereceğim.
Paylaşma
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.